|
admin
|
 |
« : 15 Kasım 2007, 10:06:45 » |
|
Kuskovo Malikhanesi
18. yüzyıl sanat abidesi olarak kabul edilen Kuskovo Malikhanesi, Şeremetyev kontları için yazlık olarak kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Malikhanede, büyük resepsiyonlara, kutlamalara ve kalabalık düğünlere göre tasarlanmış ferah ve konforlu mekanlar bulunmaktadır. Başta gösterişli sarayı, İtalyan müzesi, eski kilisesi, kaya aranjmanı ve seralarıyla 20’ye yakın benzersiz sanat eseri günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Bina Fransız ve İngiliz tarzındaki bahçelerle çevrelenmiş olup, mermer heykeller, suni gölcük ve ağaçlarla süslenmiştir. Rusya’dan ve çeşitli ülkelerden getirilerek müzede sergilenen seramik, porselen ve cam eserlerin sayısı 33.000’i bulmaktadır. Bu sayı ile Kuskovo Malikhanesi, Rusya’nın en çok esere sahip olan müzesi konumundadır.
Kolomenskoye Müzesi
İlk defa Moskova Prensi İvan Kalita sayesinde ismi duyulan Kolomenskoye, 1339’lu yıllarda ülkenin ileri gelenlerinin yaşadığı yazlık olarak kullanılmaktaydı. Daha sonra 1532 yılında ilk Rus kilisesi olarak gösterilen İsa’nin dirilişi kilisesi ile üne kavuşmuştur ve daha sonraları Rusya’nın çeşitli yerlerinden getirilen ahşap mimarinin ender eserleri ile birlikte, ana bina müze haline getirilmiştir. Ayrıca 17.yy’a ait Bratsk hapishane kulelerini, Nikola-Karelian manastırının kutsal kapılarını, Büyük Petro’nun manevi küçük evini barındırır. Kolomenskoye her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi kabul eder, çünkü müzede tarihsel olaylara ışık tutan gösteriler ve Moskova nehrindeki gezileri ile meşhurdur.
Uzaycılık Müzesi
Bilindiği gibi 1957 yılında dünyanın ilk suni uydusu Rusya Federasyonu tarafından uzaya gönderilmiştir ve bugünkü uzay çağına atılan ilk adımdır. Bu tarihsel olaya istinaden 1964 yılında “Uzayın Fatihi” adı altındaki uzay eseri inşa edilmiştir. 1981 yılında açılan Cosmonautics Müzesi, bu eserin alt katına kurulmuştur. Binanin iç dekorasyonu mimari bakımdan çok etkileyici olup, uzay gemisi biçiminde yapılmıştır. Paslanmaz çelikten yapılmış ayna platformu, ışık sistemleri ve alçıdan yapılmış devasa kristal camlar ile ziyaretçilerin kendilerini uzayda hissetmeleri sağlanır. Ayrıca binadaki diğer uzay gemileri, sanki gerçekleri yapılıyormuş gibi büyük özen ve detayla inşa edilmişlerdir. Mutlaka görülmeye değer müzeler arasındadır.
Tsaritsino Müzesi ve Milli Parkı
Tsaritsino Müzesi, II. Katerina’nın talimatıyla, Rus mimar V.Bazhenov tarafından Neo ve Pseudo – Gotik stilinde inşa edilmiştir. Çevrede, çeşitli tepelere yerleştirilmiş kırmızı tuğladan inşa edilip, beyaz tuğlalarla süslenen saraylar, pavyonlar, köprüler ve kapılar bulunur. Günümüze kadar nerdeyse hiç bozulmadan ulaşan “Süslü Köprü”, malikane ile romantik parkı birbirine bağlar. Müze çevresinde bulunan orta ve kücük saray, II. ve III. süvari binaları, sergilere ev sahipliği yapar. Opera evinde ise klasik müzik konserleri düzenlenmektedir.
Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi
Tarihten günümüze Rus ve yabancı birçok nadide eserlere ev sahipliği yapan Pushkin Güzel Sanatlar Müzesi, Rusya’nın ender sanat mabedlerindendir. 1912 yılında mimar R.Klein tarafından tasarlanmış ve Moskova Üniversitesi profosörlerinden İ.Tsvetaev tarafından açılmıştır. Büyük çoğunluğu Rus hayırsever Y.Nechanev-Maltsev tarafından olmak üzere, halkın da bağışladığı eserler biraraya getirilerek kurulmuştur. 1937 yılında müzeye büyük Rus şair A.Pushkin’in adı verilmiştir. Sergilenen eserler arasında, tablolar, heykeller, gravürler, çeşitli eşyalar, arkeolojik buluntu ve bir takım madeni para koleksiyonlarından oluşan 500.000 parçadan oluşur. Bunların arasında Boticelli, Tiepolo, Poussin, Vatto, Bouche, Corot, Monet, Renoir, Cezanne, Van Gogh, Gougin, Mattise ve Picasso’nun eserleri de yer almaktadır.
Tretyakov Müzesi
Tretyakov Müzesi Rusya’nın en büyük müzelerinden birisi olup, Rusya’nın tüm tarihi eserlerine ev sahipliği yaparak 130.000’in üzerinde eseri sergilemektedir. 1856 yılında temeli atılan müze, tüccar Tretyakov’un 1892 yılında kendi kolleksiyonu olan 2000’e yakın tablo ve heykelleri Moskova şehrine bağıslamasıyla, müze olarak hayata geçmiştir. Müze, Lavrusinkiy ve Krymskiy Val olarak 2 ana binadan oluşur. Lavrusinkiy binasinda 18. ve 19.yuzyılın ilk yarısına ait ender ikonalara, zamanın mülki amirlerinin portrelerine ve Rus ressamlarının eşsiz tablolarına rastlamak mümkündür. Ayrıca 19.yy ikinci yarısına ait büyük bir realizm dönemi kolleksiyonuna sahip olan bina, bazı sergilere ev sahipliği yapar. Krymskiy Val binasında ise, 20. yüzyılda Rus ressamları tarafından yapılan tablolar gösterime sunulur.
Kurtarıcı İsa Kilisesi Müzesi
1812 yılında, Kurtuluş savaşı sırasında Napolyon’un ordularına karşı kazanılan zaferi simgeleyen müze, aynı zamanda Rusya’nın en büyük ortodoks kilisesi olma özelliğini taşır. Katedral 1839-1883 yılları arasında, halkın bağışlarıyla oluşan bir fonla inşa edilmiştir. 1931 yılında Stalin’in emriyle yıkılan katedral, 1998’de tekrar inşa edilerek halka açılmıştır. Müze ile katedralin aynı bina içerisinde olması sebebiyle Moskova’da benzersizdir. Yıkılan katedralin paha biçilmez kalıntıları, üzerinde Kurtuluş savaşının kahramanlarının isimlerinin yazılı olduğu ve çarpışmaları anlatan levhalar ile katedralin yıkılışının ardındaki sırları belgeyen dokümanlar, müzenin en önemli parçalarını temsil eder. Ayrıca Moskova’nın panoramasını gözleme olanağı sağlayan 40 metre yükseklikteki bir platforma sahiptir.
Marina Tsvetaeva Edebiyat ve Sanat Müzesi
Müze binasi, biçimi ve yapılış planı ile önemli özelliğe sahiptir. Hem Rusya’ya özgü şiirsel atmosferi vardır, hem de edebiyat ve sanat içerikli bir görünüme sahiptir. Rus şair Marina Tsvetaeva, 1915-1917 yılları arasında burada bulunan 2 ahşap evde yaşamıştır ve kendisine ait eşyalar ve şiir müsveddeleri sergilenmektedir. Müzede yaklaşık 20.000’e yakın eser sergilenmektedir. Marina Tsvetaeva Müzesi her sene birçok festivale ev sahipliği yapar. Bunların en cok ilgi görenleri, Tsvetaeva’nın şiirlerinin sergilenmesi ve uluslararası konserlerin gerçekleşmesi ile yapılan festivallerdir.
Uluslararası Roerich Müzesi
Nikolay Roerich’in küçük oğlu Sergei Roerich tarafından 1990 yılında kurulan müze; ailenin Rusya’ya bağışladığı eserlerin, 17. ve 19. yüzyıllara ait mimari bir şahaser olan ve Lopukhin’lere ait olan malikhaneye yerleştirilmesiyle hayata geçmiştir. Müzede aile fertlerinin biyografisi ile birlikte, kendileri tarafından yapılan tablolar, arşiv niteliği taşıyan dökumanlar, özel eşyalar ve nadide parçalar sergilenir. Roerich’lere ait süsleme ve plastik sanat eserleri, müzenin diğer zenginliklerinden olup, en çok ilgiyi çeken eserlerdir. Binada ayrıca anfi ile optik tiyatro bulunmaktadır ve klasik müzik konserleri ile modern resim sergileri düzenlenmektedir.
Bakhruşin Tiyatro Müzesi
Dünyada en büyük tiyatro konulu kolleksiyona sahip olan Bakhruşin Tiyatro Müzesi, Rusya’nın tanıtımına büyük katkı sağlar. Yaklaşık 1.5 milyon eserin sergilendiği müzede birbirinden özel ve kıymetli tiyatrosal eşyalar vardır. Bunların arasında; tiyatro personellerinin kıyafleri, sanatçıların, aktörlerin, şarkıcıların, yöneticilerin, dramatistlerin, bale üstatlarının, dansçıların, metin yazarlarının, bestecilerin, ressamların portreleri ile bu kişilere ait özel eşyalar bulunur. Ayrıca, zamanın gösterilerinin posterleri, programları, fotoğrafları ve daha birçok eseri ziyaretçilere sergilemektedir. Müzede F.Chaliaplin ile L.Sobinov ve M. Ksesinskaya’nın fotografları da mevcuttur.
Eski İngiliz Konağı
15. ve 17. yüzyılların benzersiz mimari eserlerinden olan Eski İngiliz Konağı, İngiltere kraliçesi I. Elizabeth ile Rus Çarı IV. İvan’ın, o zamanlarda 2 ülke arasında yakın ilişkilerin oluşmasıyla gündeme gelir. İlk etapta İngiliz Muscawy şirketi ile bu dönemlerde Moskova’nın ilk yabancı ülke temsilciliği olan İngiliz Konsolosluğu, binayı ortaklaşa kullanmışlardır. Daha sonraları, uzun süren restorasyon çalışmalarından sonra konak müze haline getirilmiş ve 1994 yılında ziyarete açılmıştır. Hazine dairesi, oda konserleriyle çeşitli kıyafet balolarına ev sahipliği yapmaktadır. Oryantal Sanatlar Müzesi
Rusya’da Asya ve Afrika kıtalarına ait eserlere adanmış tek müzedir. Tarihin başlangıcından günümüze kadar uzanan zaman boyunca ressam ve heykeltraşlar tarafından yapılan resimler, heykeller ve dekorasyon ağırlıklı sanatsal parçalar müzede sergilenmektedir. Eserlerin büyük çoğunluğu Türkiye, Tibet, İran, Hindistan, Kore, Çin ve Japonya’dan getirilmiş olup, 60.000’e yakın parçadan oluşmaktadır.
Novodeviçi Manastırı
1524 yılında Smolensk şehrinin, Litvanya’nın egemenliğinden kurtuluşunun anısına, Moskova’lı III.Basil diye anılan bir Bey tarafından kurulmuştur. Eserin mimari dokusu 17.yüzyılın sonlarında şekillenmiştir. Manastırın taştan inşa edilen Smolensk Meryem Ana kilisesinde 16. yüzyıla ait eşsiz duvar freskleri, ve o dönemin büyük ustalarının yaptığı ikonaların yeraldığı oyma ikona bulunmaktadır. Manastırın içinde bulunduğu Boyarskih Ridov denilen alana, çarlık aile mensupları, 1812 savaşının kahramanları, yazarlar ve tarihçiler gömülmüştür. İrina ve Sofya salonlarında ise çeşitli sergiler düzenlenmektedir.
Lev Tolstoy Müzesi
1828 yılında doğan, ünlü Rus yazar Leo Tolstoy’un ve ailesinin yaşadığı malikhane olan Leo Tolstoy müzesi, tarihten günümüze kadar hiç bozulmadan ulaşmıştır. Bu malikhanede Tolstoy’ların özel eşyaları, resimleri, yazarın müsvedde kağıtları, kitapları, çalışmaları, mobilyaları ve kütüphanesi ziyaretçilere sergilenmektedir. Malikhane çevresinde 18.yüzyıldan kalan çiftlik evi ve büyük bir bahçe bulunur. 1870-1900 yılları arasında ekildiği tahmin edilen, yaklaşık 40 hektarlık meyva bahçesi ile orman görülmeye değerdir. 1910 yılında ölen Tolstoy, “Yeşil Çubuk” olarak adlandırılan yere gömülmüştür.
Borodino Savaşı Panaroması ve Müzesi
1912 yılı kuruluş yılı olarak anılan müze, Ressam Franz Roubaud tarafından 1812 savaşının 100. yıldönümü anısına ‘Borodino’ panaramasının yaratılmasıyla başlamıştır. Moskova’da Chistoprudny Bulvarı üzerinde, ahşap bir pavilyonun içinde sergilenmeye başlanan panaroma, savaşı simgeleyen önemli bir parçadır. Müze, eskiden Fili Köyü denilen, bugünkü Kutuzovsky Prospekt’e 1962 yılında taşınmıştır. Bugün müzenin bulunduğu yerde 1812 yılında toplanan savaş konseyi Moskova’yı Fransız’lara bırakma kararı almıştır. Müze Napolyon ordularının 1812 yılının Mayıs’ında Moskova’ya girişinden, Aralık ayında bu topraklardan çıkarılışına kadarki zaman dilimine adanmıştır. Müzede başta 115mX15m ebatlarındaki ‘Borodino’ panoraması olmak üzere, Rus ve Fransız askerlerine ait silahlar, üniformalar, çeşitli tablolar, gravürler, madeni paralar ve heykeller sergilenmektedir.
|